İbretlik Boşanma ile ilgili Hikaye

İbretlik Boşanma ile ilgili Hikaye

Evlilikten maksat; Allah-u Teâlâ’nın karı ve koca arasında yaratmış olduğu meyil ve muhabbet nimetine şükredip, şefkat ve merhamet duyguları ile birbirlerini tamamlamak tatmin etmek ve güzel nesil yetiştirmektir. Bunun için de karşılıklı sadâkat ve itimadın, saygı ve sevginin bulunması ve devam etmesi zaruridir. Bu bakımdan Kur’ân-ı Kerim’de erkeklerle kadınların iyi geçinmeleri emrolunmuştur. “Boşanma¸ üstesinden gelinemeyen büyük problemlerden sonra gündeme gelmelidir.

Kur’ân-ı Kerîm tefsirlerini, hadis-i şerifin izahlarını okuyabilirsiniz, ama bu tefsir ve izahlardan hu-kukf hükümler çıkaramazsınız.

Ayet ve hadislerin ihtiva ettikleri ince hu-kukf hükümleri anlamanız için ayrıca fıkıh kitablarına müracaat etmeniz lâzımdır. Zira üstün kabiliyetli âlimler, âyet ve hadfsin ihtiva ettiği fevkalâde ince ve derin mânâları bir bir tesbit edip bizim anlayacağımız kadar basitleştirerek fıkıh kitablarında istifademize arzetmişlerdir.

Şimdi sizlere İmam-ı Mâlik’le İmam-ı Şâfif nin ders müzakereleri sırasında cereyan etmiş bir olayı arzedeceğim. Hadisten hu-kukf hükümleri büyük âlimler nasıl meydana çıkarıyorlar, bir örneğini görmüş olacağız. Bakalım bizlerde böyle bir anlayış bahis-mevzuu mu, onu da anlayacağız.

Kureyş kadınlarının ileri gelenlerinden Fâtıma binti Kays:

– Yâ Resûlâllah, kocam beni üç talâkla boşadı, bekleme müddetim de bitti. Şimdi ise bana (Muâviye bin Ebf Süfyân) ile (Ebû Cehm) tâlib olmaktalar. Bunlardan hangisine evet dememi tavsiye buyurursunuz? diye sormuş, Resûl-i Ekrem Hazretleri de şu cevabı vermişlerdi:

– Muâviye cimridir, perişan olursun. Ebû Cehm ise çok serttir, (DEĞNEĞİNİ OMUZUNDAN İNDİRMEZ). Sen Üsâme’ye var. Onu tercih et!

Resûlüllah’ın cevabı bu.

Bu cevabı hadis kitablarında okuduğunuzda siz ne anlarsınız. İmam-ı Şâfif ne anlıyor, bir bakın?

Bir gün İmam-ı Mâlik Hazretleri ders verirken bir adam şöyle bir sual sordu:

– Kumru satan bir adamım. Birisine kumru satmıştım. Bir müddet sonra adam, kumru ötmüyor diyerek getirip geri vermek istedi. Ben de almak istemedim. Aramızda kavga çıktı ve ben de öfkeyle: “Benim kumrum hiç durmaz öter, eğer yalan söylüyorsam karım benden üç talâk ile boş olsun” dedim. Şimdi ne yapacağım, karım benden boş mu?

İmam-ı Mâlik Hazretleri:

– Sen karını boşamışsın, diye cevab verdiğinden adam karamsar şekilde çıkıp gitti. Fakat henüz (14) yaşında olan İmam-ı Şâfif, adamın arkasından erişip:

– Senin (hiç durmaz öter) diyerek yemin ettiğin bu kumrunun ötmesi mi fazla, yoksa susması mı? diye sordu.

Adam, ötmesi fazla, ekseri zamanda öter, diye izahta bulununca Hazret-i İmam:

– Senin karın boş değil, çünkü yeminin doğrudur, üzülme, dedi.

Adam dönüp İmam-ı Mâlik’in ders halkasına gelerek:

– Lütfen sualimi iyice düşünün, ders halkanızdan bir talebe karımın boş olmadığını söyledi, deyince, İmam-ı Mâlik Hazretleri, talebenin kim olduğunu sorması üzerine İmam-ı ŞâfiTyi gösterdiler.

İmam-ı ŞâfiPşu izahı yaptı:

– Bundan önceki derslerden birinde rivâyet ettiğiniz bir hadîsten öğrenmiştik ki, Fâtıma binti Kays’ı kocası boşamış, o da id-det müddetini bekleyip daha sonra evlenmek için Resûlüllah’a müracaat etmiş. Bu sırada:

– Beni Muâviye ve Ebû Cehm istiyor, hangisini tavsiye buyurursunuz? diye sormuş, Resûlüllah ikisini de tavsiye etmemiş de demiş ki:

– Muâviye cimridir, perişan olursun, Ebü Cehm ise serttir, DEĞNEĞİNİ OMUZUNDAN İNDİRMEZ!

Şimdi size soruyorum yâ İmam:

– Ebû Cehm’in değneğini omuzundan indirmemesi mümkün mü? Bu adam yatmaz mı, uyumaz mı, tuvalete gitmez mi, namaz kılmaz mı?

Bu hareketleri sırasında değneğini mecburen omuzundan indirecek, mutlaka yere bırakacaktır. Buna rağmen Resûlüllah’ın değneğini omuzundan indirmez buyurması (ekseriyetle böyle gezer, ekseriyetle değneği omuzunda olur) demek değil midir?

İşte sual sahibinin (benim kumrum durmadan öter) sözünden kastı da böyledir. Yâni (ekseriyetle öter, çoğu zaman öter) demektir. Tıpkı “Değneği omuzundan indirmez” hadisinde (ekseriyetle indirmez) mânâsı kastedildiği gibi. Bu bakımdan yemin sahibinin sözü yerindedir. Karısı boş değildir.

Bakınız, bizim hadis kitablarında bir nükte gibi okuduğumuz hadfs cümlesinin ihtiva ettiği ince hukukf delili, âlimler nasıl bulup çıkartmakta ve bizlere hazır hale getirmek-teler. Elbette bizler böyle ince mânâları okurken sezip çıkaramayız. Bu gibi ahkâma âit mes’eleler âlimlerin işidir. Biz sadece kesin ve açık hükümlerden istifade ederiz.

Tefsir ve hadfs okuyanlar dikkatli olmalılar; kendi kafalarından hüküm çıkarmamalı, ancak âlimlerin çıkardığı hükme bakıp onu benimsemeliler. Bakın “Değneğini omuzundan indirmez” hadisinden biz ne anlamaktayız, âlimler ne mânâlar çıkarmakta?

Etiketler:

Yorum Yaz